19 Mayıs’ın Türkiye’de ulusal bayram ilan edilmesinin hikâyesi biraz karışıktır. Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarında Mayıs ayında kutlanmaya başlanan İdman Bayramı, Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra Mektepliler Bayramı’na dönüşür. Adı değişse de spor müsabakaları ve gösterileri bu bayramın temelini teşkil etmeye devam eder. Bir tarafta tüm yurtta kutlanan Mektepliler Bayramı varken, Atatürk’ün Samsun’a çıktığı 19 Mayıs günü de Gazi Günü olarak Samsun’da çeşitli etkinliklerle kutlanır. 19 Mayıs, ancak 1930’larda Gençlik ve Spor Bayramı (ya da Spor ve Gençlik Bayramı) olarak anılmaya başlanır. Tüm yurtta, stadyumlarda, sporcular ve öğrencilerin geçit törenleri, gösterileri ve müsabakaları gazetelerin deyimi ile kalabalık bir kitle tarafından coşku ile izlenir. Cumhuriyeti gençlere emanet eden Atatürk’ün sembolik bir biçimde doğum günü olarak ilan ettiği 19 Mayıs’ın ulusal bayram günü ilan edilmesi ise ölümünden bir süre önce (Haziran 1938) bir kanun layihasının mecliste kabul edilmesiyle olur. Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı şeklindeki son adını ise 1980’den sonra alır.

Geçtiğimiz günlerde bir başka mesele için Tan Gazetesi’nin 1930’lu yıllarına bakarken, 1935 yılında kutlanan bir 19 Mayıs’a denk geldim. Gördüm ki, 1935 senesinde 19 Mayıs, Türkiye’de diğer senelerden farklı olarak Atatürk Günü ismiyle kutlanmıştı. “Güneş Kulübü’nün teklifi üzerine Türkiye İdman Cemiyetleri Genel Merkezi tarafından” Atatürk Günü olarak kutlanması kararlaştırılan 19 Mayıs, etkinliklerin daha rahat yapılabilmesi içinse 24 Mayıs’a ertelenmişti (Tan, 20.05.1935). Bilmeyenler için bir parantez açalım: Güneş Kulübü (farklı isimlerle Güneşspor, Ateş-Güneş ya da Güneş) 1933 yılında Galatasaray’ın birkaç yöneticisinin kulüpten ayrılarak kurduğu bir spor kulübüydü. Başkanı ise aynı zamanda Bolu milletvekili olan Atatürk’ün başyaveri Cevat Abbas Gürer’di.

atatürk günü 2

24 Mayıs 1935 kutlamaları için farklı etkinlikler düşünülmüştü. Sabahtan tüm sporcular Taksim Cumhuriyet Anıtı’na yürüyecek ve kendi kulüplerinin çelenklerini bırakacaktı. Asıl temaşa ise öğleden sonra başlayacaktı. Tüm sporcular Fenerbahçe Stadyumu’nda toplanıp bir geçit töreni yapacaktı. Sonrasında ise Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Güneşspor bir “kardeşler maçı” oynayacaktı. Stadyuma giriş ise ücretsiz olacaktı.

atatürk günü

Tan’ ın (25.05.1935) verdiği habere göre Kardeşler Maçı’nın olduğu gün Fenerbahçe Stadyumu tıklım tıklım doluydu. Açık ve kapalı tribünde yaklaşık 20 bin kişi vardı. (Ulus‘a [25.05.1935] göreyse stadyumdaki kişi sayısı 30 bindi). İnsanlar gelmeye devam ediyor, ancak stadyuma giremeyip geri dönüyordu. İstanbul, seyircisi ve sporcusu bu kadar bol bir bayram daha görmemişti.

atatürk günü 3.jpg

Kardeşler Maçı’nda 4 takım olduğu için, takımlar birleşerek ikiye ayrılmıştı. Fenerbahçe-Galatasaray; Beşiktaş-Güneş takımına karşıydı. Müsabaka 3-2 Beşiktaş-Güneş’in lehine bitmiş, Fenerbahçe-Galatasaray yenilmişti. Kuvvetle muhtemel Fenerbahçe-Galatasaray muhtelitini tutan Akşam’a (25.05.1935) göre yenilginin nedeni basitti: Takım sebebi belli olmayan bir biçimde Lütfi ve Yaşar’dan yoksun oynamıştı. Eğer defansta bu iki oyuncu olsaydı, sonuç çok farklı olurdu. Tan da bu iki oyuncunun olmamasından belli ki hoşnut değildi, fakat altını çizerek söylüyordu ki iki ünlü oyuncunun yokluğuna rağmen müsabaka Avrupa’nın birinci sınıf takımlarının oynadığı bir maç seviyesindeydi. Zaten günün sonunda her iki takım da Atatürk Günü‘ne layık bir oyun sergilemişti.

1935 yılı Atatürk Günü 18 spor kulübünün katılımı ile gerçekleştirilmişti. Atletizm, eskrim ve cirit müsabakaları yapılmış, hatta ciritte Balkan rekoru da yine bu müsabakalarda kırılmıştı. Fakat kuşkusuz günün en heyecan veren etkinliği Kardeşler Maçı’ydı ve o da günümüzün futbol anlayışının tersine farklı ve rakip kulüpleri bir araya getirip olumsuz olaylar yerine seyir zevki yüksek bir maç izletmişti. Bir bayram için ne kadar hoş değil mi?

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun!

 

 

 

Yanıt Ver

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız